Kulak-Burun-Boğaz Hastalıkları

Sinsice İlerleyen Tehlike: Glokom (Göz Tansiyonu) Nedir, Nasıl Tedavi Edilir?

BHT CLINIC24 Eylül 20257 dk okuma
Sinsice İlerleyen Tehlike: Glokom (Göz Tansiyonu) Nedir, Nasıl Tedavi Edilir?

Glokom, halk arasındaki yaygın adıyla göz tansiyonu, göz içi basıncının artması sonucu görüntüleri beyne ileten görme sinirinde kalıcı hasara yol açan sinsi ve ilerleyici bir göz hastalığıdır. Hastalık genellikle erken evrelerde hiçbir şikayete neden olmadan ilerlediği için hastalar tarafından fark edilmesi oldukça zordur. Bu nedenle düzenli göz muayenesi yaptırmak, olası bir görme kaybını önlemenin en etkili ve güvenilir yoludur.

Kısaca:
  • Glokom, tedavi edilmediğinde kalıcı görme kaybına ve körlüğe neden olabilir.
  • Erken evrede genellikle ağrı, kızarıklık veya görme bozukluğu gibi belirtiler göstermez.
  • Düzenli göz muayenesi, hastalığın erken teşhisi için en kritik adımdır.
  • Göz damlaları, lazer tedavisi ve cerrahi yöntemlerle başarılı bir şekilde kontrol altına alınabilir.
  • Sağlıklı beslenme ve doğru yaşam tarzı alışkanlıkları tıbbi tedavi sürecini destekler.

Glokom (Göz Tansiyonu) Nedir?

Gözümüz, sağlıklı yapısını koruyabilmek ve dokuları besleyebilmek için sürekli olarak aköz hümör adı verilen saydam bir sıvı üretir. Bu sıvı, göz içindeki görevini tamamladıktan sonra özel drenaj kanalları aracılığıyla dışarı atılır. Ancak bu kanallarda bir tıkanıklık veya yavaşlama meydana geldiğinde, üretilen sıvı göz içinde birikmeye başlar ve göz içi basıncı artar. Artan bu basınç, gözün arka kısmında yer alan optik sinire baskı yaparak sinir liflerine zarar verir. Optik sinirin zamanla hasar görmesiyle karakterize olan bu duruma glokom adı verilir.

Uzmanların öngörülerine göre, glokom tüm dünyada geri dönüşü olmayan körlüğün en yaygın nedenlerinden biridir ve 2040 yılına kadar küresel çapta 111 milyondan fazla kişiyi etkileme potansiyeline sahiptir. Hastalığın temel olarak iki ana türü bulunur. Açık açılı glokom, toplumda en sık karşılaşılan ve yıllarca hiçbir belirti vermeden yavaş yavaş ilerleyen türdür. Kapalı açılı (dar açılı) glokom ise göz içi sıvısının aniden bloke olmasıyla ortaya çıkar ve çok hızlı gelişen şiddetli ağrılarla kendini belli eder. Ayrıca, göz içi basıncı tamamen normal seviyelerde ölçülmesine rağmen optik sinirin hasar gördüğü normal tansiyonlu glokom vakaları da mevcuttur.

Göz Tansiyonu Neden Olur ve Kimler Risk Altında?

Glokomun kesin nedeni her zaman tam olarak bilinemese de, göz içi sıvısının üretim ve boşaltım dengesindeki bozulmalar temel etkendir. Göz tansiyonu neden olur sorusunun yanıtı, genellikle genetik yatkınlıklar, anatomik yapı farklılıkları ve yaşlanma süreciyle yakından ilişkilidir. Göz içindeki drenaj kanallarının zamanla daralması, basıncın yükselmesine zemin hazırlar. Hastalık çok faktörlü bir yapıya sahip olduğundan, bazı bireylerin bu tabloyla karşılaşma ihtimali diğerlerine göre çok daha yüksektir.

Düzenli tarama yaptırması gereken ve glokom açısından yüksek risk taşıyan grupları şu şekilde sıralayabiliriz:

  • İleri yaş faktörü (Özellikle 40 yaş ve üzerindeki bireylerde risk belirgin şekilde artar).
  • Genetik yatkınlık (Ailesinde, özellikle anne, baba veya kardeşlerinde glokom öyküsü bulunanlar).
  • Göz yapısındaki anatomik özellikler (Özellikle ince kornea yapısına sahip olmak).
  • Sistemik hastalıklar (Diyabet, hipertansiyon, hipotansiyon ve dolaşım bozuklukları).
  • Yüksek dereceli kırma kusurları (Şiddetli miyop veya hipermetrop hastaları).
  • Uzun süreli kortizon kullanımı (Göz damlası, hap veya merhem formundaki kortikosteroidlerin kontrolsüz kullanımı).
  • Göz travmaları (Geçmişte göze alınan şiddetli darbeler veya geçirilen ağır enfeksiyonlar).
  • Uyku apnesi sendromu (Gece boyunca yaşanan oksijen düşüşleri göz sinirine zarar verebilir).

Glokom Belirtileri Nelerdir?

Glokomun sinsi bir hastalık olarak adlandırılmasının temel nedeni, hastalığın başlangıç ve orta evrelerinde neredeyse hiçbir şikayete yol açmamasıdır. Açık açılı glokomda, göz içi basıncı yavaş yavaş yükseldiği için göz bu duruma uyum sağlar ve ağrı hissedilmez. Göz tansiyonu belirtileri, genellikle optik sinirdeki hasar belirli bir seviyeye ulaştığında ve görme alanı daralmaya başladığında fark edilir. Hasta, sanki dar bir borunun içinden bakıyormuş gibi çevresel görüşünü kaybetmeye başlar. Hastalığın ileri evrelerinde ise merkezi görme de etkilenir ve kalıcı görme kaybı tablosu ortaya çıkar.

Buna karşılık, kapalı açılı glokom krizleri çok daha gürültülü ve anidir. Göz içi basıncının birkaç saat içinde tehlikeli seviyelere çıkmasıyla birlikte şiddetli belirtiler yaşanır. Bu durumda gözde ve başın aynı tarafında dayanılmaz bir ağrı, gözde belirgin kızarıklık, bulanık görme, ışıkların etrafında renkli halkalar görme, mide bulantısı ve kusma gibi şikayetler ortaya çıkar. Bu belirtiler yaşandığında vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmak, görme yetisini kurtarmak adına hayati önem taşır.

Glokom Nasıl Teşhis Edilir?

Glokom tanısı, sadece basit bir göz tansiyonu ölçümü ile konulamaz. Hastalığın erken evrede yakalanabilmesi için kapsamlı ve detaylı bir göz muayenesi şarttır. Göz hastalıkları uzmanı, muayene sırasında gözün ön ve arka yapısını biyomikroskop adı verilen özel cihazlarla detaylı bir şekilde inceler. Tonometri adı verilen yöntemle göz içi basıncı milimetre civa (mmHg) cinsinden ölçülür. Ancak basıncın normal olması glokom riskini tamamen ortadan kaldırmaz.

Kesin tanı ve hastalığın evresinin belirlenmesi için bir dizi ileri tetkik uygulanır. Pakimetri testi ile kornea kalınlığı ölçülür; çünkü ince bir kornea, göz tansiyonunun olduğundan daha düşük ölçülmesine neden olabilir. Optik Koherens Tomografi (OCT) cihazı kullanılarak göz siniri liflerinin kalınlığı mikron düzeyinde analiz edilir ve sinirde herhangi bir incelme olup olmadığı tespit edilir. Görme alanı testi ile hastanın çevresel görüşünde kayıp yaşayıp yaşamadığı haritalandırılır. Ayrıca, gonioskopi adı verilen özel bir mercek yardımıyla göz içindeki sıvı drenaj açısı incelenerek glokomun tipi belirlenir.

Glokom Tedavisi ve Yaşam Tarzı Önerileri

Glokom tedavisinde temel amaç, göz içi basıncını güvenli bir seviyeye düşürerek optik sinirdeki hasarın ilerlemesini durdurmak ve mevcut görme yetisini korumaktır. Glokom tedavisi, hastalığın tipine, evresine ve hastanın genel sağlık durumuna göre kişiye özel olarak planlanır. Tedavinin ilk basamağını genellikle göz içi sıvısının üretimini azaltan veya dışa atılımını kolaylaştıran göz damlaları oluşturur. Bu damlaların her gün aynı saatte, düzenli ve eksiksiz kullanılması tedavinin başarısı için son derece kritiktir.

Damlaların yeterli olmadığı, yan etki yarattığı veya hastalığın ilerlemeye devam ettiği durumlarda lazer tedavileri devreye girebilir. Lazer işlemi, göz içindeki drenaj kanallarını açarak sıvının daha rahat dışarı akmasını sağlar. Daha ileri vakalarda ise glokom ameliyatı seçenekleri değerlendirilir. Trabekülektomi, göz içinde yeni bir drenaj kanalı oluşturulması işlemidir. Ayrıca tüp implant cerrahileri ve son yıllarda giderek yaygınlaşan mikroinvaziv glokom cerrahisi (MIGS) gibi yenilikçi yöntemler de başarılı sonuçlar vermektedir.

Tıbbi ve cerrahi tedavilerin yanı sıra, hastaların günlük alışkanlıklarında yapacakları değişiklikler de göz sağlığını doğrudan etkiler. Glokom hastaları için yaşam tarzı önerileri şu şekildedir:

  • Yeşil yapraklı sebzeler, omega-3 yağ asitleri, antioksidan açısından zengin meyveler ve B3 vitamini içeren gıdalarla beslenmek.
  • Hekim onayıyla, göz kan akımını desteklediği düşünülen zerdeçal ve ginkgo biloba gibi takviyeleri kullanmak.
  • Uyku sırasında yüzüstü yatmaktan veya göze baskı uygulamaktan kaçınmak, başı hafif yukarıda tutacak yastıklar tercih etmek.
  • Göz içi basıncını geçici olarak artırabilen baş aşağı duruşları içeren ağır yoga hareketlerinden ve sıkı yüzme gözlükleri kullanmaktan uzak durmak.
  • Göz damarlarına ciddi zarar veren ve serbest radikal üretimini artıran sigarayı tamamen bırakmak.
  • Göz içi basıncını yükseltebilen alkol ve aşırı kafein tüketimini sınırlandırmak.
  • Kan dolaşımını iyileştiren düzenli, hafif veya orta tempolu yürüyüşler ve nefes egzersizleri yapmak.

Komplikasyonlar ve Göz Tansiyonu Nasıl Düşürülür?

Glokom, doğası gereği ilerleyici bir hastalıktır ve kontrol altına alınmadığında çok ciddi komplikasyonlara yol açar. En büyük ve geri döndürülemez komplikasyon, tam görme kaybı, yani körlüktür. Optik sinir hücreleri bir kez öldüğünde, mevcut tıbbi imkanlarla bu hücreleri yeniden canlandırmak veya kaybedilen görme alanını geri getirmek mümkün değildir. Bu sebeple, glokom yönetiminde proaktif davranmak ve mevcut durumu korumaya odaklanmak esastır.

Pek çok hasta göz tansiyonu nasıl düşürülür sorusunun yanıtını ararken bitkisel kürlere veya alternatif yöntemlere yönelebilmektedir. Ancak göz tansiyonunu kalıcı ve güvenli bir şekilde düşürmenin tek yolu, uzman hekim tarafından reçete edilen damlaları kullanmak ve önerilen tıbbi tedavilere harfiyen uymaktır. Sağlıklı beslenme, stresten uzak durma, meditasyon ve düzenli egzersiz gibi faktörler sadece tıbbi tedaviye destekleyici bir rol oynar. İlaçların saatini aksatmamak, damla damlatıldıktan sonra göz pınarlarına hafifçe baskı yaparak ilacın kana karışmasını engellemek, günlük yönetimin önemli parçalarıdır.

Ne Zaman Hekime Başvurmalısınız?

Glokom genellikle belirti vermediği için, 40 yaşını aşmış her bireyin yılda en az bir kez detaylı göz muayenesi yaptırması hayati önem taşır. Ailesinde glokom öyküsü olanlar, diyabet hastaları ve yüksek miyopisi bulunan kişiler ise bu taramalara daha erken yaşlarda başlamalıdır. Rutin kontrollerin dışında, gözünüzde bazı ani değişiklikler fark ederseniz vakit kaybetmeden tıbbi yardım almanız gerekir.

Aşağıdaki acil uyarı işaretlerinden herhangi birini yaşamanız durumunda derhal en yakın hastanenin acil servisine başvurmalı veya 112'yi aramalısınız:

  • Gözde veya göz çevresinde aniden başlayan, şiddetli ve zonklayıcı ağrı.
  • Görme kalitesinde ani düşüş, bulanıklaşma veya karanlık noktalar oluşması.
  • Işık kaynaklarına bakıldığında etrafında gökkuşağı benzeri renkli halkalar görülmesi.
  • Göz beyazında belirgin ve ani kızarıklık gelişmesi.
  • Göz ağrısına eşlik eden şiddetli baş ağrısı, mide bulantısı ve kusma.

BHT CLINIC’te Glokom Tedavisi ve Süreç

BHT CLINIC İstanbul Tema Hastanesi Göz Hastalıkları polikliniğinde, glokom tanı ve tedavisi uluslararası standartlarda, en güncel teknolojik donanımlarla gerçekleştirilmektedir. Hastanemize başvurduğunuzda, uzman hekimlerimiz tarafından detaylı bir göz muayenesinden geçirilirsiniz. Göz içi basıncınız ölçülür, kornea kalınlığınız değerlendirilir ve OCT gibi ileri görüntüleme yöntemleriyle görme siniriniz detaylı bir şekilde analiz edilir.

Op. Dr. Belma Karini ve deneyimli hekim kadromuz, elde edilen bulgular ışığında hastalığınızın evresine en uygun tedavi planını oluşturur. Gerekli durumlarda lazer tedavileri veya mikroinvaziv glokom cerrahisi gibi modern cerrahi müdahaleler, yüksek güvenlik standartlarına sahip ameliyathanelerimizde başarıyla uygulanmaktadır. 7 gün 24 saat hizmet veren acil servisimiz, ani göz tansiyonu krizleri gibi acil müdahale gerektiren durumlarda her zaman yanınızdadır. Görme sağlığınızı korumak ve hastalığın ilerlemesini durdurmak için hastanemizin web sitesi üzerinden kolayca randevu alabilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

Glokom körlüğe yol açar mı?

Evet, glokom tedavi edilmediğinde veya tanı konulmakta geç kalındığında kalıcı görme kaybına ve körlüğe yol açabilir. Ancak erken teşhis ve düzenli tedavi ile hastalığın ilerlemesi durdurulabilir ve hastalar ömür boyu sağlıklı bir görüşe sahip olabilirler.

Göz tansiyonu normal değeri kaçtır?

Genel olarak sağlıklı bir bireyde göz içi basıncının 10 ile 21 mmHg arasında olması beklenir. Ancak bu değerler kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Bazı kişilerde 21 mmHg'nin altındaki değerlerde bile sinir hasarı oluşabilirken, bazılarında yüksek değerler hasar yaratmayabilir.

Glokom ameliyatı riskli midir?

Her cerrahi müdahalede olduğu gibi glokom ameliyatlarının da enfeksiyon, kanama veya basıncın istenenden fazla düşmesi gibi belirli riskleri bulunur. Ancak gelişen teknoloji ve modern cerrahi teknikler sayesinde bu riskler oldukça azalmış olup, ameliyatlar yüksek başarı oranlarıyla gerçekleştirilmektedir.

Göz tansiyonu baş ağrısı yapar mı?

Sinsi ilerleyen açık açılı glokom genellikle baş ağrısına neden olmaz. Ancak göz içi basıncının aniden çok yüksek seviyelere çıktığı kapalı açılı glokom krizlerinde, göz ve baş çevresinde çok şiddetli ağrılar yaşanır. Baş ağrısı ve göz sağlığı ilişkisi her zaman dikkatle değerlendirilmelidir.

Glokom hastaları kahve içebilir mi?

Aşırı kafein tüketimi, göz içi basıncında geçici yükselmelere neden olabilir. Bu nedenle glokom hastalarının kahve, çay ve enerji içeceği gibi kafeinli içecekleri ölçülü tüketmeleri, günde bir veya iki fincanı aşmamaları tavsiye edilir.

Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurun.

Şikâyetiniz sürüyorsa hekime başvurun

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesinin yerine geçmez. Belirtileriniz devam ediyorsa ilgili bölümden randevu oluşturun.

Randevu Al
PaylaşfXwain
Glokom (Göz Tansiyonu) Nedir, Belirtileri Nelerdir? | BHT CLINIC