Acil Tıp

Göğüs Deformiteleri: Belirtileri, Tanı ve Tedavi Yöntemleri

Doç. Dr. Orhan Yücel15 Aralık 20228 dk okuma
Göğüs Deformiteleri: Belirtileri, Tanı ve Tedavi Yöntemleri

Göğüs deformiteleri, göğüs kafesini oluşturan kıkırdak ve kemik yapıların anne karnında veya büyüme çağında normalden farklı bir gelişim göstererek içeriye çökük veya dışarıya çıkık bir hal alması durumudur. Halk arasında en sık bilinen türleri kunduracı göğsü ve güvercin göğsü olarak adlandırılır. Bu göğüs kafesi bozuklukları sadece dış görünüşü etkileyen estetik bir sorun olmakla kalmaz; aynı zamanda kalp ve akciğerlere baskı yaparak nefes darlığı, çabuk yorulma ve göğüs ağrısı gibi ciddi sağlık problemlerine de yol açabilir. Özellikle ergenlik dönemindeki hızlı boy uzamasıyla birlikte belirginleşen bu şekil bozuklukları, gençlerin psikolojik ve sosyal gelişimini derinden etkileyebilir. Erken teşhis ve doğru tedavi planlaması sayesinde, hem ameliyatlı hem de ameliyatsız yöntemlerle göğüs duvarının normal anatomik yapısına kavuşması mümkündür.

  • En yaygın görülen türleri içe çöküklükle karakterize Pektus Ekskavatum ve dışa çıkıklıkla bilinen Pektus Karinatum'dur.
  • Uygun hastalarda vakum fanusu, kişiye özel korse (ortez) ve bandaj gibi ameliyatsız yöntemler başarılı sonuçlar verir.
  • Cerrahi tedavide genellikle minimal invaziv (kapalı) teknikler olan Nuss ve Abramson yöntemleri tercih edilmektedir.
  • Çocuklarda cerrahi müdahale için en ideal dönem genellikle 5 ile 8 yaş aralığıdır, ancak zorunlu hallerde daha erken de yapılabilir.
  • İleri derece deformiteler kalp ve akciğerlere baskı yaparak efor kapasitesini düşürebilir ve nefes darlığına yol açabilir.
  • Tedavi edilmeyen vakalar, hastalarda içe kapanıklık ve özgüven eksikliği gibi ciddi psikososyal sorunlara zemin hazırlar.

Göğüs Deformiteleri Nedir ve Hangi Türleri Vardır?

Göğüs kafesi, kalbimizi, akciğerlerimizi ve önemli büyük damarları koruyan hayati bir kalkan görevi görür. Göğüs deformiteleri, bu kalkanın ön kısmını oluşturan sternum (halk arasındaki adıyla iman tahtası) ve ona bağlı kaburga kıkırdaklarının anormal büyümesi sonucu ortaya çıkan yapısal bozukluklardır. Bu durum genellikle doğuştan gelir ancak çocukluk yıllarında fark edilmeyip, ergenlik dönemindeki hızlı büyüme atağı sırasında belirgin bir hale bürünür. Toplumda oldukça sık karşılaşılan bu şekil bozuklukları, anatomik yapının ne yöne doğru bozulduğuna göre farklı isimler alır.

Kunduracı Göğsü (Pektus Ekskavatum) Nedir?

Pektus ekskavatum nedir sorusunun en net yanıtı; göğüs kafesinin orta kısmının, yani sternum kemiğinin omurgaya doğru içeriye çökük olmasıdır. Toplumda en sık görülen göğüs duvarı deformitesidir ve erkek çocuklarında kızlara oranla yaklaşık dört kat daha fazla rastlanır. Çöküklüğün derecesi hastadan hastaya büyük farklılıklar gösterir. Kimi vakalarda sadece hafif bir gamze şeklinde fark edilirken, ileri derece vakalarda göğüs kemiği neredeyse omurgaya değecek kadar içeri gömülebilir. Bu derin çöküklük kalbi sol tarafa doğru itebilir ve akciğerlerin tam kapasiteyle şişmesini engelleyebilir.

Güvercin Göğsü (Pektus Karinatum) Nedir?

Pektus karinatum, göğüs kemiğinin ve kaburga kıkırdaklarının dışarıya, yani öne doğru sivrilerek çıkıntı yapması durumudur. Kuşların göğüs yapısına benzediği için halk arasında güvercin göğsü olarak adlandırılır. Genellikle çocukluk çağının sonlarına doğru veya ergenlik döneminde fark edilir. Pektus ekskavatum kadar sık görülmese de, özellikle kıyafetlerin altından belli olması nedeniyle hastaları estetik ve psikolojik açıdan oldukça rahatsız eder.

Diğer Göğüs Duvarı Anomalileri

Bu iki ana türün dışında, daha nadir görülen farklı deformiteler de mevcuttur. Göğüs kasının tek taraflı yokluğu ve el anomalileriyle karakterize Poland Sendromu, göğüs kemiğinin üst kısmının dışa, alt kısmının içe dönük olduğu Pektus Arkuatum, göğüs kemiğinin ortadan ikiye yarık olması durumu olan Sternal Kleft ve alt kaburgaların dışa doğru kıvrıldığı Çıkık Kaburga (Rib Flare) sendromları da uzman hekimlerce takip ve tedavi edilen diğer tablolardır.

Göğüs Kafesi Bozuklukları Nedenleri ve Risk Faktörleri

Göğüs deformitelerinin kesin nedeni tıp dünyasında tam olarak aydınlatılamamış olsa da, genetik yatkınlığın çok güçlü bir rol oynadığı bilinmektedir. Hastaların yaklaşık yüzde kırkında ailede benzer bir göğüs duvarı bozukluğu öyküsü bulunur. Kıkırdak dokunun aşırı ve kontrolsüz büyümesi, kaburgaların sternumu içeri çekmesine veya dışarı itmesine neden olur.

Bağ dokusu hastalıkları da önemli bir risk faktörüdür. Özellikle Marfan sendromu ve Ehlers-Danlos sendromu gibi genetik bağ dokusu rahatsızlığı olan bireylerde göğüs deformitelerine çok daha sık rastlanır. Ayrıca skolyoz (omurga eğriliği) hastalarında göğüs kafesi asimetrisi ve deformiteleri eşzamanlı olarak ortaya çıkabilir. Ergenlik dönemindeki hızlı boy uzaması ve kemik gelişimi, deformitenin derecesini aniden artırabilen en kritik tetikleyicidir. Bu nedenle, çocukluk çağında hafif seyreden bir çöküklük veya çıkıklık, 12-15 yaş aralığında aniden şiddetlenebilir.

Göğüs Deformitelerinin Belirtileri Nelerdir?

Belirtiler, şekil bozukluğunun şiddetine ve hastanın yaşına göre büyük değişiklikler gösterir. Hafif vakalarda fiziksel bir şikayet görülmezken, temel sorun görsel asimetridir. Ancak deformite ilerledikçe hem fiziksel hem de psikolojik belirtiler tabloya eklenir.

Fiziksel belirtiler arasında en sık rastlananı, efor sırasında ortaya çıkan nefes darlığıdır. Kalp ve akciğerlere yapılan baskı nedeniyle hastalar spor yaparken yaşıtlarına göre çok daha çabuk yorulur. Çarpıntı, göğüs ağrısı, sık tekrarlayan solunum yolu enfeksiyonları ve astım benzeri hırıltılı solunum diğer fiziksel bulgulardır. Göğüs bölgesindeki şekil bozuklukları bazen meme dokusunun asimetrik görünmesine de neden olabilir; bu durum hastaları endişelendirse de meme kanserinin belirtileri ile karıştırılmamalıdır, tamamen farklı bir anatomik sorundur.

Psikososyal belirtiler ise genellikle göz ardı edilse de hastanın hayatını derinden etkiler. Göğüs duvarı deformitesi ciddi bir estetik bozukluğa neden olduğu için hastalar bu görüntüden yoğun şekilde şikayet eder. Özellikle yaz aylarında denize veya havuza girmek, beden eğitimi derslerinde formalarını değiştirmek gençler için büyük bir stres kaynağına dönüşür. Bu stresi gizlemek amacıyla hastalar omuzlarını öne doğru düşürerek kambur bir duruş sergilerler. Genellikle utangaç, içe kapanık ve yalnız hissetme eğilimindedirler.

Hastanede Tanı Nasıl Konur?

Göğüs deformitelerinin tanısı, uzman bir hekimin yapacağı detaylı fiziki muayene ile başlar. Hekim, göğüs kafesinin yapısını, çöküklüğün veya çıkıklığın simetrik olup olmadığını ve hastanın duruşunu değerlendirir. Ancak sadece dışarıdan bakmak, iç organlara yapılan baskının derecesini anlamak için yeterli değildir. Bu aşamada radyolojik görüntüleme yöntemleri devreye girer.

İki yönlü akciğer röntgeni, göğüs kafesinin genel durumunu görmek için ilk adımdır. Daha detaylı bir inceleme için Bilgisayarlı Tomografi (BT) çekilir. Tomografi görüntüleri üzerinden Haller İndeksi adı verilen özel bir ölçüm yapılır. Bu indeks, göğüs kafesinin genişliğinin, sternum ile omurga arasındaki mesafeye bölünmesiyle elde edilir. Çıkan değer, deformitenin şiddetini ve ameliyat gerekliliğini belirlemede altın standarttır.

Ayrıca, kalbin yapısal ve fonksiyonel durumunu değerlendirmek için Ekokardiyografi (EKO), akciğerlerin kapasitesini ölçmek için ise Solunum Fonksiyon Testi (SFT) istenir. Bu tetkikler, deformitenin hayati organlar üzerinde yarattığı tahribatı net bir şekilde ortaya koyar.

Göğüs Deformitelerinde Tedavi Yöntemleri

Tanı konulduktan sonra, hastanın yaşına, deformitenin türüne, şiddetine ve psikolojik durumuna göre en uygun tedavi planı belirlenir. Açık cerrahiden önce her zaman minimal invaziv (kapalı) teknikler ve ameliyatsız tedavi seçenekleri değerlendirilir.

Ameliyatsız Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Uzman doktorun uygun gördüğü durumlarda, özellikle erken yaşlarda başlanan ameliyatsız yöntemler oldukça yüz güldürücü sonuçlar vermektedir. Kunduracı göğsü tedavisi için geliştirilen Vakum Sistemi (Vacuum Bell), göğüs duvarına dışarıdan negatif basınç uygulayarak çökük olan iman tahtasını yavaş yavaş yukarı doğru çeker. Vakum sistemi, silikon yapıda, çan şeklinde bir medikal cihazdır. Üzerindeki pompa yardımıyla içerideki hava boşaltılarak bir negatif basınç oluşturulur. Düzenli ve sabırlı bir kullanım gerektiren bu yöntem, ameliyat olmak istemeyen hastalar için harika bir alternatiftir.

Pektus karinatum vakalarında ise kişiye özgü hazırlanan Korse (Ortez) tedavisi uygulanır. Bu korse, dışa doğru çıkık olan kemiğe sürekli ve hafif bir baskı uygulayarak zamanla kemiğin normal pozisyonuna dönmesini sağlar. Çıkık kaburga tedavisinde ise özel bandajlama teknikleri kullanılır. Tüm bu yöntemlere ek olarak, hastadaki duruş bozukluğunu gidermek için postür egzersizleri ve akciğer kapasitesini artırmak için solunum egzersizleri tedavi programının ayrılmaz bir parçasıdır.

Cerrahi Tedavi: Kapalı ve Açık Ameliyatlar

Ameliyatsız yöntemlerin yetersiz kaldığı veya deformitenin çok ileri düzeyde olduğu durumlarda cerrahi müdahale gündeme gelir. Kapalı cerrahi teknikler, hastanın iyileşme sürecini hızlandırdığı için ilk tercihtir. Pektus ekskavatum için en sık kullanılan yöntem Nuss Yöntemi'dir. Ameliyat sırasında genel anestezi altında, göğüs kafesinin her iki yanından açılan küçük deliklerden kamera eşliğinde girilerek, çökük olan kemiğin altına kavisli çelik veya titanyum bir bar yerleştirilir. Bu bar, kemiği dışarı doğru iterek anında düzeltme sağlar. Güvercin göğsü ameliyatı için ise Abramson Yöntemi uygulanır; burada da bar cilt altından yerleştirilerek dışa çıkık kemiği içeri doğru bastırır.

Nuss ve Abramson yöntemleri ile yapılan ameliyatlarda hastalar genellikle birkaç gün hastanede yattıktan sonra taburcu edilir ve 1 hafta sonra normal yaşantılarına dönebilirler. İlerleyen süreçte spor yapmalarında veya askerlik görevlerini yerine getirmelerinde hiçbir sorun oluşmamaktadır. Yerleştirilen barlar genellikle 2 ila 4 yıl arasında vücutta kalır ve sonrasında basit bir işlemle çıkarılır.

Özellikle çok asimetrik, ağır deformitesi olan, Kondromanubriyal deformite saptanan veya akciğer ya da kalbe ciddi bası olan karmaşık vakalarda Açık Cerrahi (Ravitch prosedürü) tercih edilebilir. Çocuklar için en uygun ameliyat yaş aralığı genellikle 5 ile 8 yaş arasıdır; ancak kardiyopulmoner fonksiyon bozukluğu saptanan durumlarda daha erken yaşta da müdahale edilebilir.

Komplikasyonlar ve Risk Grupları

Göğüs deformiteleri tedavi edilmediğinde, yaşın ilerlemesiyle birlikte göğüs kafesinin esnekliğini kaybetmesi sonucu şikayetler daha da ağırlaşır. Kalp ve akciğerlere olan sürekli baskı, ilerleyen yaşlarda ritim bozukluklarına, kalp kapakçık problemlerine ve kronik solunum yetmezliğine zemin hazırlayabilir. Göğüs kafesindeki yapısal daralma, karın içi basıncını da etkileyerek sindirim sistemine dolaylı yansımalar yapabilir; hastalar bazen nefes darlığının yanı sıra yemekten sonra oluşan şişkinlik gibi şikayetler de yaşayabilir.

En büyük risk gruplarından biri de ergenlik çağındaki gençlerdir. Bu dönemde tedavi edilmeyen deformiteler, şiddetli depresyon, sosyal izolasyon ve beden algı bozukluğu gibi ağır psikiyatrik komplikasyonlara yol açabilir. Cerrahi tedavilerin de her ameliyatta olduğu gibi enfeksiyon, kanama veya yerleştirilen barın kayması gibi nadir riskleri mevcuttur. Ancak deneyimli cerrahlar tarafından tam donanımlı hastanelerde yapıldığında bu riskler minimum seviyededir.

Ne Zaman Hekime Başvurmalı?

Göğüs kafesindeki şekil bozuklukları ebeveynler tarafından genellikle çocukluk çağında fark edilir. Aşağıdaki durumları gözlemliyorsanız vakit kaybetmeden bir uzmana başvurmanız tavsiye edilir:

  • Çocuğunuzun göğüs ortasında belirgin bir çukurluk veya dışa doğru sivrilme fark ettiyseniz,
  • Ergenlik döneminde var olan hafif bir şekil bozukluğu aniden derinleştiyse,
  • Çocuğunuz akranlarıyla oyun oynarken veya spor yaparken çok çabuk nefes nefese kalıyorsa,
  • Duruş bozukluğu, omuzlarda çöküklük ve içe kapanıklık gibi fiziksel ve psikolojik belirtiler başladıysa hekime danışmalısınız.

Eğer hastada aniden ortaya çıkan şiddetli göğüs ağrısı, dinlenmekle geçmeyen nefes darlığı, dudaklarda morarma veya efor sırasında bayılma (senkop) gibi acil durum belirtileri varsa, hiç beklemeden 112 acil servisi aramalı veya en yakın hastanenin acil servisine başvurmalısınız.

BHT CLINIC'te Süreç ve Acil Müdahale

Göğüs deformitelerinin teşhis ve tedavisi, multidisipliner bir yaklaşım gerektirir. Hastanemizde göğüs cerrahisi, ortopedi, kardiyoloji ve göğüs hastalıkları uzmanları bir arada çalışarak sizin için en doğru tedavi planını oluşturur. Özellikle ileri derece deformitelerin yarattığı ani solunum sıkıntısı, şiddetli göğüs ağrısı veya ritim bozukluğu gibi akut şikayetlerde, 7 gün 24 saat kesintisiz hizmet veren Acil Tıp birimimiz ilk müdahaleyi güvenle gerçekleştirir. Acil serviste yapılan stabilizasyonun ardından, ilgili cerrahi bölümler tarafından kalıcı tedavi süreçleri planlanır. Hastanemize başvururken varsa önceki röntgen, tomografi ve EKO sonuçlarınızı yanınızda getirmeniz süreci hızlandıracaktır.

Sık Sorulan Sorular

Göğüs deformitesi kendiliğinden düzelir mi?

Hayır, kıkırdak ve kemik yapısındaki bu anatomik bozukluklar zamanla veya kendiliğinden düzelmez. Aksine, özellikle ergenlik dönemindeki hızlı büyüme evresinde şekil bozukluğunun derecesi artma eğilimi gösterir. Erken dönemde başlanan egzersizler sadece duruşu destekler, kemik yapısını değiştirmez.

Ameliyat kaç yaşında yapılmalıdır?

Çocuklarda cerrahi müdahale için en uygun zaman dilimi genellikle göğüs kafesinin esnekliğinin yüksek olduğu 5 ile 8 yaş arasıdır. Ancak hastanın kalp ve akciğer fonksiyonlarında ciddi bir bozulma tespit edilirse ameliyat daha erken yaşlarda da planlanabilir. Yetişkinlik döneminde de ameliyat mümkündür ancak kemik esnekliği azaldığı için iyileşme süreci biraz daha uzun sürebilir.

Güvercin göğsü ameliyatı riskli midir?

Güncel tıbbi yaklaşımlarla uygulanan kapalı (Abramson) güvercin göğsü ameliyatı, geleneksel açık cerrahilere kıyasla çok daha düşük risk taşır. Kanama miktarı azdır, hastanede kalış süresi kısadır ve iyileşme oldukça hızlıdır. Deneyimli bir cerrahi ekip tarafından yapıldığında başarı oranı son derece yüksektir.

Kunduracı göğsü tedavisi için korse veya vakum işe yarar mı?

Evet, uygun hasta seçimi yapıldığında ameliyatsız yöntemler oldukça etkilidir. Kunduracı göğsü için vakum fanusu, güvercin göğsü için ise özel ortez korseler kullanılır. Bu aletlerin hekimin önerdiği süre ve düzende, sabırla kullanılması tedavinin başarısı için kritik öneme sahiptir.

Ameliyattan sonra spor yapabilir miyim?

Kapalı ameliyatlardan yaklaşık bir ay sonra hafif tempolu yürüyüşlere, altıncı haftadan itibaren ise yüzme gibi göğüs kaslarını destekleyen sporlara başlanabilir. Göğüs kafesine doğrudan darbe alınabilecek ağır temas sporlarına ise genellikle bar çıkarılana kadar ara verilmesi önerilir.

Detaylı bilgi ve muayene için randevu alabilirsiniz.

Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurun.

Şikâyetiniz sürüyorsa hekime başvurun

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesinin yerine geçmez. Belirtileriniz devam ediyorsa ilgili bölümden randevu oluşturun.

Randevu Al
PaylaşfXwain
Göğüs Deformiteleri: Kunduracı ve Güvercin Göğsü | BHT CLINIC