Göz Hastalıkları

Osteoporotik Omurga Kırığı Nedir? Belirtileri ve Tedavisi

Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu17 Mayıs 20246 dk okuma
Osteoporotik Omurga Kırığı Nedir? Belirtileri ve Tedavisi

Osteoporotik omurga kırığı, kemik erimesine bağlı olarak zayıflayan omur kemiklerinin hafif bir travma veya günlük hareketler sırasında çökmesiyle meydana gelen yapısal bir hasardır. Genellikle ileri yaşlardaki bireylerde sessizce ilerleyen bu durum, şiddetli sırt ağrısı ve boy kısalması gibi belirtilerle kendini gösterir. Erken teşhis ve uygun müdahaleler sayesinde hastaların yaşam kalitesi hızla yükseltilebilmektedir.

  • Kemik yoğunluğunun azalması (osteoporoz) kırığın en temel nedenidir.
  • Özellikle 50 yaş üzeri kadınlarda menopoz sonrası daha sık görülür.
  • Düşme olmaksızın, sadece eğilme veya öksürme ile bile çökme oluşabilir.
  • Sırt ve bel bölgesinde hareketle artan ağrı en belirgin şikayettir.
  • Kapalı ameliyat yöntemleri ile kısa sürede ve güvenle tedavi edilebilir.

Osteoporoz ve Osteoporotik Omurga Kırığı Nedir?

Osteoporoz Nedir?

Halk arasında kemik erimesi olarak bilinen osteoporoz, kemiğin kalsiyum miktarının azalması sonucu yapısal olarak zayıflamasına ve kırılgan hale gelmesine yol açan sistemik bir hastalıktır. İnsan vücudunda kemik yapımı ve yıkımı sürekli devam eden bir döngüdür. İleri yaşlarda kemik yıkımı yapımın önüne geçtiğinde, kemiklerin içi boşalır ve süngerimsi bir yapıya bürünür. Bu hastalık 50 yaşını aşmış her üç kadından birinde ve her beş erkekten birinde ortaya çıkar.

Kemik dokusu zayıfladığında, vücudun tüm yükünü taşıyan omurga sistemi büyük bir risk altına girer. Osteoporotik omurga kırığı, çoğunlukla sırt (torakal) ve bel (lomber) bölgelerindeki omurların basınca dayanamayıp içe doğru çökmesiyle oluşur. Bu hasarlar tıp dilinde "çökme kırığı" olarak da adlandırılır. Bir binanın taşıyıcı kolonlarının hasar görmesi gibi, omurganın dik durmasını sağlayan yapı bozulur. Omurga kırığı olan hastaların ilerleyen dönemde kalça ve el bileği kırığı yaşama ihtimali de oldukça yüksektir.

Nedenleri ve Risk Faktörleri

Kemik erimesi omurga kırığı gelişiminin en büyük nedeni, kemik mineral yoğunluğunun kritik seviyelerin altına düşmesidir. Sağlıklı bir kemik yapısı, günlük aktivitelerdeki baskıyı ve yükü kolayca tolere edebilir. Ancak osteoporozlu bir kemik çok küçük travmalarda dahi direnç gösteremeyip kırılabilir. Ağır bir eşya kaldırmak, aniden öne eğilmek, şiddetli öksürmek veya basit bir tökezleme bu kırıkları tetikleyen başlıca unsurlardır. Hatta bazen hiçbir dış travma olmadan, sadece vücut ağırlığının etkisiyle bile sessizce ortaya çıkabilirler.

İleri yaş, genetik yatkınlık, yetersiz kalsiyum ve D vitamini alımı, hareketsiz yaşam tarzı ve sigara kullanımı temel risk faktörleri arasındadır. Özellikle kadınlarda menopoz dönemiyle birlikte azalan östrojen hormonu, kemik yıkımını ciddi şekilde hızlandırır. Bu süreçteki riskleri ve alınabilecek önlemleri detaylı incelemek isterseniz, Menopozda Kemik ve Kalp Sağlığı: Riskler ve Tedavi Yöntemleri başlıklı yazımıza göz atabilirsiniz.

Belirtiler ve Şikayetler Nelerdir?

Bu kırıklar bazen çok hafif seyrettiği için hastalar tarafından kas tutulması, üşütme veya yaşlılığa bağlı normal bir eklem ağrısı sanılabilir. Ancak omurgadaki çökme ilerledikçe klinik tablo ağırlaşır ve hastayı yatağa bağımlı hale getirebilir. Hastaların günlük işlerini yapmasını engelleyen omurga kırığı belirtileri genel olarak şu şekilde sıralanabilir:

  • Sırt ve bel ağrısı: Genellikle yürümekle, ayakta durmakla veya hareket etmekle artan, istirahat halindeyken azalan şiddetli ağrılar görülür.
  • Kamburluk (Kifoz) ve boy kısalması: Omurların ön kısımlarının çökmesiyle birlikte omurga öne doğru eğilir, hastanın boyu kısalır ve sırtta gözle görülür bir kamburluk oluşur.
  • Kuvvet kaybı ve hissizlik: Çöken kemik parçalarının omuriliğe veya sinir köklerine baskı yapması durumunda bacaklarda uyuşma, karıncalanma ve güçsüzlük hissedilir.
  • İç organlara baskı hissi: İlerleyen kamburluk, göğüs ve karın boşluğunu daraltarak nefes darlığına, çabuk doymaya veya sindirim sorunlarına yol açabilir.

Tanısı Nasıl Konur ve Tedavileri Nelerdir?

Şiddetli sırt veya bel ağrısı şikayetiyle başvuran hastalar, uzman hekimler tarafından detaylı bir fiziki muayeneden geçirilir. Hekim, ağrının tam yerini, nörolojik bir hasar olup olmadığını ve omurganın genel dizilimini kontrol eder. Kesin tanı için görüntüleme yöntemlerine başvurulur. Direk röntgen grafileri omurgadaki yükseklik kaybını ve çökmenin derecesini gösterir. Bilgisayarlı Tomografi (BT) kemik yapısındaki hasarın detaylarını ortaya koyarken, Manyetik Rezonans (MR) görüntüleme kırığın yeni mi yoksa eski mi olduğunu belirlemede ve sinir sıkışmalarını tespit etmede en güvenilir yöntemdir.

Tedavi Seçenekleri

Omurga çökme kırığı tedavisi, hastanın yaşına, kırığın şiddetine, omurgadaki tahribatın derecesine ve sinirsel bulgulara göre planlanır. Erken teşhis edilen ve sinir basısı yaratmayan durumlarda öncelikle ameliyatsız yöntemler tercih edilir. İlerlemiş vakalarda ise hızlı iyileşme sağlayan kapalı müdahaleler öne çıkar. Temel tedavi seçenekleri şunlardır:

  • Korse tedavisi: Hafif dereceli kırıklarda omurgayı desteklemek ve iyileşme sürecinde hareketsizliği sağlamak amacıyla özel medikal korseler kullanılır.
  • İlaç tedavisi: Ağrıyı kontrol altına almak için analjezikler ve kemik yapısını güçlendirmek için osteoporoz ilaçları reçete edilir.
  • Vertebroplasti: Kapalı ameliyat yöntemiyle, çöken omurun içine özel bir iğne ile girilerek kemik çimentosu enjekte edilir. Bu sayede kemik sağlamlaştırılır ve ağrı hızla giderilir.
  • Kifoplasti: Vertebroplastiye benzer şekilde uygulanır. Farkı, çimento enjeksiyonundan önce omur içine yerleştirilen bir balonun şişirilerek çöken kemiğin eski yüksekliğine getirilmesidir. Ardından boşluğa çimento doldurulur.

Komplikasyonlar ve Risk Grupları

Osteoporotik kırıklar zamanında tedavi edilmediğinde ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırlar. Sadece korse ve uzun süreli yatak istirahati uygulanan ileri yaşlı hastalarda, hareketsizliğe bağlı olarak bacak damarlarında pıhtı oluşumu (derin ven trombozu) görülebilir. Bu pıhtının akciğere atması (emboli), kas erimesi, solunum yolu enfeksiyonları ve yatak yaraları gibi hayati risk taşıyan komplikasyonlar gelişebilir. Modern tıpta hastayı olabildiğince çabuk ayağa kaldıran vertebroplasti ve kifoplasti gibi minimal invaziv (kapalı) yöntemlerin daha sık tercih edilmesinin ana sebebi bu komplikasyonlardan korunmaktır.

Risk grupları arasında ileri yaştaki bireyler, erken menopoza giren kadınlar, uzun süre kortizon tedavisi görenler, tiroid hastalıkları bulunanlar ve aşırı zayıf yapılı kişiler yer alır. Kemik erimesinin sinsi doğası ve korunma yolları hakkında daha geniş bilgi edinmek için Osteoporoz (Kemik Erimesi) Nedir? Belirtileri ve Tedavisi başlıklı içeriğimizi inceleyebilirsiniz.

Ne Zaman Hekime Başvurmalı?

Sırt ve bel bölgesinde aniden başlayan, hareket etmekle şiddetlenen ve dinlenmekle tam olarak geçmeyen ağrılar ciddiye alınmalıdır. Özellikle 50 yaş üzerindeyseniz ve basit bir hareket (eğilme, uzanma, öksürme) sonrası bile şiddetli ağrı hissediyorsanız vakit kaybetmeden bir ortopedi uzmanına görünmelisiniz. Erken başvuru, omurgadaki çökmenin ilerlemesini durdurmak için çok kritiktir.

Aşağıdaki uyarıcı işaretlerden herhangi birini yaşamanız durumunda ise acil tıbbi müdahale gerekir. Bu belirtiler omurilik veya sinir köklerinde ciddi bir baskı olduğunu, kalıcı hasar riski taşıdığını işaret edebilir. Vakit kaybetmeden en yakın acil servise başvurmalı veya 112'yi aramalısınız:

  • Bacaklarda ani gelişen kuvvet kaybı, hissizlik veya uyuşma.
  • İdrar veya büyük tuvaleti tutamama, kaçırma problemleri.
  • Dayanılmaz boyutta, basit ağrı kesicilere hiçbir yanıt vermeyen şiddetli sırt ağrısı.
  • Ağrıya eşlik eden yüksek ateş, titreme veya açıklanamayan ani kilo kaybı.

BHT CLINIC'te Süreç

BHT CLINIC İstanbul Tema Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji bölümünde, kemik erimesine bağlı gelişen omurga kırıklarının tanı ve tedavisi uluslararası standartlarda gerçekleştirilmektedir. Hastanemize başvurduğunuz andan itibaren, alanında deneyimli uzman hekimlerimiz tarafından detaylı muayeneniz yapılır. İleri teknoloji ürünü MR ve Tomografi cihazlarımız sayesinde kırığın boyutu, çökmenin derecesi ve sinir basısı durumu hızlıca tespit edilir. Hastaneye gelirken varsa önceki kemik yoğunluğu ölçümü (DEXA) sonuçlarınızı yanınızda bulundurmanız süreci hızlandıracaktır.

Gerekli görüldüğü takdirde uygulanan kapalı ameliyat yöntemleri (vertebroplasti veya balon kifoplasti) sonrasında hastalarımız ameliyattan birkaç saat sonra ayağa kaldırılıp yürütülmekte ve genellikle ertesi gün taburcu edilmektedir. Beklenmedik travmalar veya şiddetli ağrılar için 7 gün 24 saat kesintisiz hizmet veren acil servisimiz her an yanınızdadır. Tedavi planlaması ve uzman hekimlerimizle görüşmek için randevu alabilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

Ameliyatsız tedavi mümkün mü?

Evet, sinir basısı oluşturmayan ve omurgada ciddi bir şekil bozukluğuna yol açmayan hafif dereceli çökme kırıklarında ameliyatsız tedavi mümkündür. Bu durumlarda hastaya özel medikal korseler reçete edilir, yatak istirahati önerilir ve ağrı kesici ilaçlarla süreç desteklenir. Düzenli radyolojik kontrollerle kırığın kaynama durumu hekim tarafından takip edilir.

İyileşme süreci ne kadar sürer?

İyileşme süresi uygulanan tedavi yöntemine göre değişiklik gösterir. Kapalı yöntemlerle (vertebroplasti veya kifoplasti) tedavi edilen hastalar genellikle ameliyattan birkaç saat sonra ayağa kalkar ve ertesi gün normal yaşantılarına dönmeye başlar. Korse ve istirahat ile takip edilen ameliyatsız süreçlerde ise kemiğin tam olarak kaynaması ve ağrıların tamamen geçmesi 6 ila 8 haftayı bulabilir.

Korse tedavisi ne kadar sürer?

Omurga kırıklarında korse tedavisi, hastanın kemik yapısına ve kırığın iyileşme hızına bağlı olarak ortalama 6 ila 8 hafta arasında sürer. Bu süreçte korse, omurgaya binen yükü hafifleterek çökmenin ilerlemesini engeller. Doktorunuzun belirleyeceği süre boyunca korsenin düzenli kullanımı, tedavinin başarısı için kritik öneme sahiptir.

Çökme kırığı tedavi edilmezse ne olur?

Tedavi edilmeyen çökme kırıkları, omurgadaki kamburluğun giderek artmasına neden olur. Bu durum hem kronik ve şiddetli sırt ağrılarına hem de göğüs kafesinin daralmasıyla solunum ve sindirim problemlerine yol açar. Ayrıca omurganın dengesi bozulduğu için diğer omurlara binen yük artar ve yeni kırıkların oluşma riski ciddi oranda yükselir.

Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurun.

Şikâyetiniz sürüyorsa hekime başvurun

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesinin yerine geçmez. Belirtileriniz devam ediyorsa ilgili bölümden randevu oluşturun.

Randevu Al
PaylaşfXwain
Osteoporotik Omurga Kırığı Nedir? Belirtileri | BHT CLINIC