1.Çocuk isteği olan çiftler ne zaman doktora başvurmalılar?

35 yaş altı kadınlarda 1 yıl, 35 yaş üstünde ise 6 ay korunmasız ilişkiye rağmen gebelik oluşmadıysa doktora başvurmalılar.

2.Sabırsız çiftlere bu süre içinde herhangi bir öneriniz var mı?

Yumurtlama zamanlarını takip edip bu zamanlarda gün aşırı ilişki olabilir. Bunun dışında erkek sperm örneği verebilir. Bayan ise kan antimüllerian hormon seviyesine bakılarak yumurta rezervi açısından değerlendirilebilir. Adet düzensizliği olan kadınlar ise yumurtlama günü açısından doktora başvurabilirler.

3.Peki süreç sonunda hangi ek testler istenebilir?

Eğer yukarıdaki söylediklerim yapılmışsa geriye HSG (Rahim tüp filmi), tiroid fonksiyonlarını da değerlendiren bir hormon profili ve adetin 2. gününde transvajinal ultrason ile rahim ve yumurtalıkların değerlendirilmesi kalıyor. HSG ile tüplerin açık olup olmadığının yanı sıra rahim içinde bebeğin yerleşmesine engel olan herhangi bir yer kaplayan oluşum ve doğumsal rahim anormallikleri değerlendirilebilir. Tüpler döllenmenin olduğu yer olduğundan önemlidir. Her ikisi de kapalıysa hasta değerlendirilir ve duruma göre laparoskopik girişim (kameralı yöntemle tüplerin açılması) veya tüp bebek planlanır.

4.Bu rahim tüp filminin ağrılı olduğu söyleniyor, mutlaka yapılmalı mı? Örneğin zaten sperm sayısı veya yumurta rezervi çok az ve hasta tüp bebek olacak.

Aslında abartıldığı kadar ağrılı bir işlem değil. Ağrı subjektif bir semptom olduğundan kişiler çok farklı yanıtlar verebiliyorlar. Bu işlemi hastayı uyutarak yapan merkezler mevcut. Bence mutlaka yapılmalı. Ultrasonda atlanabilen bir yer kaplayan oluşum veya hidrosalpinks dediğimiz tüp içinde sıvı birikmesi bu yolla saptanabiliyor. Tüpteki sıvı embriyonun üzerine akarak kimyasal duş etkisi yaratıp, düşüklere yol açabiliyor. 

5.Eğer tüm testler normalse niye gebelik oluşmuyor?

Bu çok sorulan bir soru. Maalesef gebelik için gereken her parametre tıbbi testlerle değerlendirilemeyebiliyor. Yumurta sayısı hakkında bilgi sahibi olmamıza rağmen kalitesi hakkında bir bilgimiz yok mesela. Bunun dışında tüpün yumurtayı tutup tutmadığı, ceninin (embriyo) tutunacağı yerdeki alıcıların durumu, sperm başında yumurtanın duvarını delen enzimlerin varlığı maalesef bilinmiyor. Çiftlerin yüzde 15’inde durum böyle.

6.O zaman tedavi ne olmalı?

Aşılama veya tüp bebek tedavisine hastaya bilgi verilerek başlanabilir.

7.Aşılama ne demek?

Aşılama spermin rahim içine verilmesidir. Burada yoldan kazanç sağlanıyor. Normal koşullarda spermler vajenden tüplere doğru yol izler. Aşılamada spermler rahim ağzından kateter (dar bir boru) geçirilir ve tüplere daha yakın olan rahimin içine verilir. Sperm ile yumurta tüpte karşılaşır ve döllenme olur.

8.Aşılamadan önce kadınlar ne gibi bir süreçten geçiyor?

Adetin 2. veya 3. günü yumurta büyüten hap (genellikle 5 gün) veya iğnelerle (çatlatma olana kadar) başlanıyor. Her kadının normalde adetin 2. veya 3. günü boyutları 9 mm’nin altında olan bir yumurta havuzu vardır. Normal koşullarda bir veya iki yumurta bu havuzdan çıkıp yumurtlama için büyürken, bu ilaçlarla 2 veya 3 yumurta geliştirme planlanıyor. Yaklaşık 11-14 gün sonra yumurtalar 18-20 mm civarında olunca çatlatma iğnesi uygulanıyor. Erkeğe ise aşılama günü ihtiyaç var. Aşılama genellikle çatlatma iğnesinden 36 saat sonra yapılıyor. İşlem için anestezi gerekmiyor.

9.Kimler aşılama için aday? Başarı oranı ne kadar?

Bu işlemi uygulamak için en az bir tüp açık olmalı ve erkeğin 5 milyonun üzerinde hareketli spermi olmalıdır. Başarı oranları %12-18 civarında olduğundan düşük yumurtalık rezervi olan hastalarda aşılama ile zaman kaybetmek istemiyoruz.

10.Tüp bebek ile aşılama arasındaki fark nedir?

Tüp bebekte, adetin 2. veya 3. günü havuzda görülen yumurtaları aşılamada kullanılan iğnelerden daha yüksek dozlarla başlanarak havuzdan çıkarıp yumurtalar yaklaşık 17-20 mm olunca çatlatma iğnesi yapılmaktadır. Fakat bu sefer aşılamadan farklı olarak çatlatma iğnesinden yaklaşık 36 saat sonra 10-15 dakikalık narkoz altında yumurtalar doğum yolundan ultrason altında toplanmaktadır. Böylelikle ilk defa hastanın yumurtalarını vücuttan dışarı alıyoruz ve kalitesi hakkında bir ön fikir sahibi olabiliyoruz. Yumurta toplandığı gün hastanın eşinden sperm alıyoruz ve döllenmeyi vücut dışında gerçekleştiriyoruz. Böylelikle tüplerdeki bir fonksiyon bozukluğu veya sperm başında yumurtayı delen enzimlerdeki eksiklikler otomatik olarak ekarte edilmiş oluyor.

11.Hangi hastalara doğrudan tüp bebek önerilmeli?

Başarısız tekrarlayan aşılamalar, her iki tüpün kapalı olduğu durumlar, 5 milyonun altında hareketli sperm varlığı, azalmış yumurtalık rezervi, genetik nedenli olduğu düşünülen tekrarlayan düşükler.

12.Tüp bebekte nasıl bir süreç hastaları bekliyor?

Adetin 3. günü tedavi başlıyor ve 11-12 günlük tedavi süreci içerisinde hastaları 3-4 gün aralarla yumurta takibine çağırıyoruz. Buna göre doz ayarlamaları ve yumurtaların bizden habersiz çatlamasını önleyen önlemler alıyoruz. Fakat maalesef tüm hastalar bir değil. Bazı yumurtalık rezervi düşük olan hastalarda sıkı ultrason takibi ile yumurtaları uygun bir zamanda yakalayıp rastgele tedaviye başlayabiliyoruz. Kötü yumurta rezervi olup böyle gebe kalan çok hastamız var. Sadece sabırlı olmak lazım.

13.Tüp bebeğin başarısı ne kadar?

Tüp bebeğin başarısındaki en önemli parametre hastanın yaşıdır çünkü yaş ilerledikçe yumurta sayısındaki azalış ve kalitesinin düşmesi ile oranlar azalmaktadır. Genel olarak ele aldığımızda başarı oranı %35-40 tır fakat özellikle 35 yaşından sonra başarı oranları düşebilmektedir.

14.Başarı şansını arttırabilmenin yolu var mı?

Tabi ki. Bunun için ben hastalara 5. gün embriyo transferi öneriyorum. 5. gün embriyo transferi demek döllenmeden sonra oluşan embriyonun laboratuar koşullarında 5. güne ulaşmasıdır. Eğer laboratuar koşullarınız iyi ise kaliteli embriyonun 5. güne ulaşabileceğini ve anormal olanların bu süreç zarfında büyümesinin duracağını düşünmekteyiz. Tabi ki her 5. güne ulaşan embriyo transfer olunca tutacaktır diye bir şey yok. Çünkü hala içlerinde genetik olarak bozuk embriyolar bulunabilmektedir. Bunun için de embriyoya NGS (yeni nesil genetik tanı) ile genetik tarama yapıyoruz. Böylelikle sayısal ve yapısal kromozom anormalliklerini ortaya koyup normal embriyoyu saptıyoruz. İşte bu embriyonun tutma oranı %80lere yaklaşıyor.

15.Peki niye başarı yüzde yüz değil?

Rahimde bulunan tutunma almaçlarındaki bozukluklar ve embriyonun bölünmesi için gereken enerjinin elde edilememesi ile embriyonun büyümesi durabilmesi başlıca iki neden. Lise çağlarından da hatırlayacağınız mitokondriler sorumlu tutulmaktadır embriyonun enerjisinin bitip durmasından sorumlu tutulan ana nedendir. Mitokondrilerin kendine özgü kodlama yapan bir genetik materyali olduğundan yıllar içerisinde burada da mutasyonlar olabilmekte ve fonksiyon bozukluğu gerçekleşebilmektedir.

16.Peki genetik sonuç çıkınca hemen transfer yapılabiliyor mu?

Hayır, çünkü genetik için parça gönderildiği gün embriyoyu donduruyoruz. Genetik sonucu çıktıktan sonra sonuç normalse rahimi özel olarak hazırlayıp embriyoyu transfer ediyoruz. Ben normalde de tüm hastalara donmuş transfer yapıyorum böylelikle kullanılan yüksek dozda ilaçların olası her etkisinden ve fazla yumurta eldesiyle oluşabilecek yumurtalıkların aşırı uyarılma sendromuna karşı önlem alıyorum. Yurtdışında seçkin tüp bebek merkezlerinde de genellikle donmuş embriyo transferi tercih ediliyor.

17.Tekrarlayan başarısızlık durumlarında neler önerilebilir?

Yukarıda anlattığım NGS yapmak bir yöntem. Diğer bir yöntem ise ERA olabilir. Elimizde çok net bilgiler olmamakla beraber çok az bir hastada embriyonun rahime tutunma gününde kaymalar olabiliyor. ERA testi, iyi kalitedeki embriyonun transferinin hangi zamanda transfer edilmesi gerektiğini gösterebilir. Rahimden transferin yapılacağı gün alınan doku örneğine bakarak, embriyonun tutunmasında görev alacak olan genler bakımından incelenmesi ve sonuca göre transfer zamanının planlanması yapılabilmektedir.

18.Size tüp bebek için en sık hangi hastalar başvuruyor?

En sık azalmış yumurtalık rezervi olan ve geç evlenen hastalar başvuruyor. Bu hastalarda tüp bebek başarısı için acele etmemek gerekli. Sıkı ultrason takibi sonrası tedaviye yumurtaları görerek başlanmalı, toplanabildiği kadar yumurta toplanıp embriyo oluşturulup, 5. gün embriyoya NGS ile genetik tanı uygulanması gerektiğini düşünüyoruz. Eğer sonuç normalse elde var bir. Sonra daha da ileri gidip hastaların aile planını yapıyoruz ve hasta ne kadar çocuk istiyorsa transfer öncesi tekrarlayan işlemler ile 2. hatta 3. genetik olarak normal embriyoyu bulmaya çalışıyoruz. Çünkü azalmış yumurtalık rezervi olan hastanın gebe kalması demek yaklaşık 2 yıl kayıp demek; bir yıl gebelik, bir yıl emzirme. Bu hastalarda 2 yıl sonunda yumurta rezervi tamamen bitebiliyor ve hatta bu süreçten menopozla dönenler bile olabiliyor.

19.Son olarak çocuk isteği olan ailelere bir öneriniz var mı?

Aslında en önemli şeyi en sona bıraktık. Bu çiftler etrafa tamamen kulaklarını kapatsınlar ve çocuk niye olmuyor diye stres yapmasınlar. Yapılan sıkıntı stres bilimsel olarak da kanıtlandığı gibi hem gebelik oluşumuna engel olabiliyor hem de evli çiftlerin cinsel hayatının bozulmasına neden olabiliyor. Bu nedenle bu çiftlere verilecek tıbbi desteğin yanında psikolojik destek de çok büyük önem taşımaktadır.

Doç. Dr. Volkan TURAN

Haziran 8, 2021
| Tüp Bebek Merkezi (IVF)