Varis nedir? Toplardamar kapak yetmezliği ile ilişkisi nedir?

Vücudun bazı bölgelerinde bulunan toplardamarlar anormal bir şekilde ve kalıcı olarak genişleyebilir, uzayabilir ve kıvrımlı bir hal alabilirler. Bu toplardamar genişlemelerine genel olarak “varis” veya “varisleşme” adı verilmektedir. Bu bir hastalık halidir. Varisler vücudun farklı bölgelerinde farklı nedenlerle ortaya çıkabilirler ve farklı bir şekilde isimlendirilirler. Hastalık tabloları ve tedavileri birbirinden farklıdır. Erkek ve kadınların genital organ toplardamarlarında, yemek borusunda ve makat toplardamarlarında varisleşme olabilmekle birlikte, varisler en çok bacaklarda görülmektedir.   

 Varisler, bacaklarda cilt içinde veya cilt altında oluşabilirler. Ciltten bariz çıkıntı yapan 3 mm’den büyük kıvrımlı varisler (variköz varisler) olduğu gibi, ciltten hafif çıkıntı yapan çapları 2-3 mm arasında değişen orta boy varisler (retiküler varisler) ve ciltten çıkıntı yapmayan 1 mm’den daha ince kılcal varisler vardır. Bacak varislerinin bir kısmı (özellikle büyük olanları) “toplardamar kapak yetmezliği” denilen bir hastalık durumu ile bağlantılıdır. Bacak toplardamarlarının içerisinde sadece bir yöne (kalbe doğru) açılan kapaklar bulunur. Bu kapaklar, kalbe yönlendirilen kirli kanın yerçekimi etkisi ile ters akışına (veya geri kaçışına) engel olurlar. Kapak fonksiyonunun bozulduğu ve yetersiz kaldığı durumlarda, kirli kan yer çekiminin etkisi ile geriye kaçar ve bacak toplardamarlarında birikmeye başlar. Buna “toplardamar kapak yetmezliği” (ya da “venöz yetmezlik”) denir. Kanın birikmesine bağlı olarak zamanla bacak toplardamarları genişler ve varisleşmeler görülür. Büyük varisler (variköz varisler) büyük oranda bu kapak yetmezliklerine bağlı olarak oluşur. Kılcal ve retiküler varisler ise altta yatan bir toplardamar kapak yetmezliği olmaksızın izole olarak görülebilirler.



En çok kimlerde görülür? Başka hastalıklarla ilgisi var mıdır?

Bacak varisleri ve toplardamar kapak yetmezliğinin oluşumunda genetik yatkınlık çok önemlidir. Her yaş aralığında görülebilmekle birlikte, görülme sıklığı yaş ile birlikte önemli oranda artar.

Ailesinde varis hastalığı olanlarda, kadınlarda (özellikle çok sayıda doğum yapanlarda), gebelikte, kilolu kişilerde, işi gereği uzun süre ayakta kalan ya da sürekli masa başında oturarak çalışan insanlarda hastalık daha sık görülür. Bazen başka hastalıklara bağlı olarak toplardamarlarda kapak yetmezliği oluşabilir, varisler gelişebilir.



Ne gibi şikâyetlere neden olurlar?

Bacak varisleri sadece kozmetik bir problem değildir. Tedavi edilmeyen hastalarda hastalık daima ilerleme eğilimindedir. Zaman içerisinde yaşam kalitesini önemli oranda azaltan bazı şikayetlere neden olurlar.

Bacaklarda oturma veya uzun süre ayakta kalma ile artış gösteren ağrı, yanma ya da sıcaklık hissi, yorgunluk, ağırlık hissi, kaşıntı, kramplar (özellikle gece), ayak bileklerinde şişlik ve parmaklarda uyuşma gibi şikayetler görülebilir. Şikayetler akşam saatlerinde artar ve kişi ayaklarını yükselterek rahatlama ihtiyacı duyar. Bu şikayetlerin tümü aynı anda olabileceği gibi, bazı hastalarda sadece bir veya birkaçı görülür. Şikayetlerin ağırlığı ile hastalığın şiddeti arasında uyum bulunmayabilir. Belirgin varisleri olan kişilerde şikayet çok olmayabilir. Gözle görülür varisler olmaksızın, ciddi şikayetler tanımlanabilir.

Kılcal varisler kötü görünümleri dışında genellikle bir yakınma oluşturmazlar. Ancak yaygın olanlarında seyrek olarak sızlama ve kaşıntı şikayetleri, bazen de deri içine sınırlı kanamalar olabilir.   İlerlemiş ya da uzun süren olgularda bacaklarda ciddi ödeme, ciltte kalınlaşma ve renk değişikliklerine, iyileşmesi zor yaraların oluşumuna ve iş gücü kayıplarına neden olabilirler.



Bacak varislerinde tanı nasıl konulur? Toplardamar kapak yetmezlikleri nasıl tespit edilir?

Varisler dışarıdan rahatlıkla tanınırlar, ancak içerideki uzanımlarını veya bağlantılı oldukları toplardamar kapak yetmezliklerini tespit edebilmek için mutlaka bir renkli doppler ultrasonografi incelemesi yapmak gerekmektedir. Bu değerlendirmeyle:

  • Toplardamarlardaki kapak yetmezlikleri, genişlemeler ve geri kaçış (reflü) tespit edilebilir. Varisler ile ilişki ve bağlantı noktaları ortaya konulabilir.
  • Toplardamarlar arasında bulunan ve tedavi esnasında risk yaratabilecek ara bağlantı damarları tespit edilebilir.
  • Ana toplardamarlarda daha önce geçirilmiş bir hastalığa bağlı hasar olup olmadığı saptanabilir. Bu çok önemli bir konudur. Böyle bir durumda tedavi kararı titizlikle tekrar gözden geçirilmelidir.  


Her varis tedavi edilmeli mi?  Tedavi seçenekleri nelerdir?

Yeni başlayan hafif vakalarda, kişinin yaşam tarzında yapacağı bazı değişiklikler hastalığın ilerlemesini ve yeni varislerin oluşmasını önleyebilir. Ancak daha ileri vakalarda bu yeterli olmayacaktır. Varis tedavisinde kullanılan çorap ve ilaçlar şikayetleri geçici olarak azaltabilir, ancak kalıcı olarak tedavi edemezler.  

Varislerin kalıcı tedavilerinde temel prensip, sorun yaratan hastalıklı damarların veya varislerin ameliyatla çıkarılması ya da kapalı tedavi yöntemler kullanılarak kapatılmasıdır. Bu damar eksilten bir uygulamadır. Ne yazık ki günümüzde hastalıklı damarı onarabilecek koruyucu bir tedavi yöntemi yoktur. Bu nedenle kalıcı tedavi kararları titizlikle alınmalıdır. Tüm hastalarda değil, ama kişinin yaşam kalitesini ciddi oranda bozan veya bir başka sağlık problemine neden olma ihtimali olan kapak yetmezlikleri ve varisler kalıcı olarak tedavi edilmelidir.

Burada çok önemli olan bir husus,renkli doppler ultrasonografi değerlendirmesinin bu işi iyi bilen deneyimli bir Radyoloji uzmanı (tercihen Girişimsel Radyoloji uzmanı) tarafından yapılmasıdır. Böylece amacını ve sınırlarını aşan tüm yanlış uygulamalar, eksik uygulamalar veya gereksiz toplardamar kayıpları önlenmiş olur.

100 yılı aşkın bir süredir varislerde standart tedavi yöntemi ameliyattır. Bu iyi bilinen başarılı bir tedavi yöntemidir. Ancak ameliyat esnasında ve sonrasında ciddi bazı risklerin bulunması, iyileşme sürecinin uzun ve ağrılı olması, işgücü kayıplarına neden olabilmesi gibi bazı olumsuzluklar sebebiyle günümüzde daha az uygulanır hale gelmiştir.

Son 20-25 yıl boyunca varis tedavisinde kapalı tedavi yöntemleri giderek artan oranda kullanılmaktadır. Bu tedaviler büyük oranda ameliyatın yerini almıştır. Kapalı yöntemler ile hastalıklı damarlar oldukları yerde yakılır veya yapıştırılarak kapatılırlar. En çok uygulanan yöntemler lazer ve radyofrekans ablasyon, yapıştırıcı (zamk) tedavisi ve köpük tedavi (skleroterapi) yöntemleridir.

Yapılan çalışmalarda kapalı tedavi yöntemlerinin etkin ve başarılı olduğu gösterilmiştir. Ameliyattan farklı olarak, yan etki ve komplikasyon oranı daha düşüktür. İşlem esnasında narkoz ve işlemden sonra hastanede kalış gerekmez. Hastalar aynı gün taburcu olurlar ve günlük aktivitelerine hemen dönebilirler. İyileşme süresi daha kısa, daha az ağrılı ve daha konforludur. Kozmetik başarı çok daha iyidir.



Uyarı ve önlemler nelerdir? 

Genetik olarak yatkın kişilerde toplardamar kapak yetmezliği ve varis oluşumu engellenemez. Ancak yaşam tarzında yapılacak bazı değişiklikler ile hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabilir, ağrı ve diğer şikayetler azaltılarak yaşam kalitesi arttırılabilir. Yaşam tarzı ile ilgili dikkat edilmesi gereken konular:

  • Uzun süre ayakta sabit veya oturur vaziyette hareketsiz kalınmamalı. Böyle durumlarda mümkünse saat başı kısa yürüyüşler veya pedal çevirme egzersizi yapılmalıdır. 
  • Bacak bacak üstüne atarak oturulmamalıdır.
  • Dinlenirken ayaklar sarkıtılmamalı, bacaklar kaldırılarak kalp seviyesinin üstünde tutulmalıdır (her fırsatta, mümkünse günde birkaç defa 20 dakika süre boyunca).  
  • Bacak hareketlerini arttıran düzenli fiziksel aktiviteler yapılmalıdır (mümkünse her gün 30 dakikalık yürüyüş).
  • İdeal kiloya düşülmelidir.  
  • Bel, kasık ya da bacak bölgesini saran dar ve sıkı giysiler giyinmekten kaçınılmalıdır.
  • Yüksek topuklu ayakkabılar giyinmekten kaçınılmalıdır.
  • Sıcaktan kaçınılmalıdır (kaplıca, sauna veya hamam gibi sıcak ortamlardan, sıcak su ile yapılan banyolardan).
  • Sigara kullanımına son verilmelidir.
  • Varis çorabı kullanılmalıdır (en azından uzun süre ayakta kalmayı gerektiren durum veya kritik zamanlarda varis çorapları destekleyici olarak kullanılabilir).


Varislere yaklaşımda Girişimsel Radyoloji nasıl fark yaratır ?

Girişimsel Radyoloji, varislerin tanı, tedavi ve takibini tek başına yapabilen tek uzmanlık alanıdır. Böylece tanı, tedavi ve takip sürecinde bir kopukluk oluşmaz.

İlk olarak Girişimsel Radyoloji uzmanları tarafından yapılan bir renkli doppler ultrasonografi inceleme ile bacak toplardamarları ayrıntılı bir şekilde değerlendirilir. Toplardamarlardaki genişlemeler, geriye kaçışlar (reflü) ve bağlantılı tüm varisler detaylı bir şekilde haritalandırılır.

Tedavi aynı doktor tarafından hazırlanan varis haritası dikkate alınarak yapılır. Bu doğru ve eksiksiz bir tedavi için şarttır. Tedavinin tüm aşamaları renkli doppler ultrasonografi görüntüleme altında yapılır. Radyofrekans veya lazer kateterlerinin konumlandırılması, yakma işlemi, yapıştırıcı uygulaması ve skleroterapi uygulamalarının tümü birebir takip edilir. Böylece hedef dışı damarların hasarlanma riski de en aza indirilmiş olur.

Takip, yine aynı doktor tarafından renkli doppler ultrasonografi ile yapılır. Kapatılmış  toplardamarlar veya varisler olası bir eksik tedavi veya erken açılma açısından kontrol edilir. Hedef dışı damarlar da olası bir hasarlanma açısından yine kontrol edilmiş olur.  



Çok sorulan bazı sorular ve yanıtları? 

Varislerde pıhtı oluşur mu? Ölüme neden olabilir mi?

Kapak yetmezliği gösteren ve genişlemiş yüzeysel toplardamarlarda ya da büyük varislerde seyrek olarak pıhtılaşma görülebilir (tromboflebit). Oluşan pıhtılar genellikle etkilenen varis ya da yüzeysel toplardamarda sınırlı kalır. Akciğerlere sürüklenme riski düşüktür. Bununla birlikte akciğerlere büyük miktarlarda pıhtı sürüklenmesi ölüm nedeni olabilir.



Varis hastalığında bacak ya da ayak kesilme riski var mı?

Uzun süren veya ilerlemiş venöz yetmezlik veya varis hastalarında iyileşmesi uzun sürebilen,  tedaviye dirençli veya tekrarlayabilen yaralar (venöz ülser) oluşabilir.

Tedavi edilmeyen yaralarda enfeksiyon gelişebilir, yara ve enfeksiyon derin dokulara yayılabilir. Enfeksiyon kana karışabilir. Ampütasyon (kesilme) veya ölüm riski ortaya çıkabilir. Bu durum çok seyrek görülebilecek bir durumdur.



Varis tedavilerinde, bypass için kullanılabilecek damarların kaybedildiği doğru mu?

Kısmen doğru, genişlemiş ve kıvrıntılı bir hale gelmiş toplardamarlar bypass ameliyatları için uygun değildir. Böyle durumlarda bypass için farklı damar seçenekleri düşünülmektedir.

Girişimsel Radyoloji ile tedavilerde temel prensip; sadece genişlemiş, belirgin kapak yetmezliği gösteren ve kişinin yaşam kalitesini önemli oranda azaltan kapak yetmezlikleri ve varislerin tedavi edilmesidir. Bu tür koşulların oluştuğu hastalarda tedavi edilmesi düşünülen toplardamarlar bypass için kullanılabilir olma vasfını büyük oranda yitirmiş olmaktadır. 



Tedavi edilmiş varisler tekrar oluşur mu?

Lazer veya Radyofrekans ablasyon ile tedavi edilmiş kapak yetmezliklerinde tekrarlama oranı çok düşüktür (%4-6 civarında). Aynı tedavi tekrar uygulanabilir ve başarı oranı %100’lere ulaştırılabilir. 

Tedavi ile kapatılan orta boy ve kılcal varisler aynı bölgede veya diğer bölgelerde tekrar oluşabilirler. Bu, tedavi ile kapatılan varislerin tekrar açılmasına bağlı değildir, komşuluğunda veya diğer bölgelerde yeni varislerin oluşmasına bağlıdır. Tedavi ile sadece mevcut varisler kapatılır; daha sonra oluşacak varislerin oluşumu önlenemez. Yaş artışı ile kılcal varislerin oluşma ve görülme sıklığının çok arttığı unutulmamalıdır. Tekrarlayan varisler tekrarlayan tedavilerle yok edilebilirler. Tedavinin tekrar tekrar uygulanmasında bir kısıtlama yoktur. Araştırma sonuçlarına göre köpük tedavisinde memnuniyet oranı %50-60 civarında seyretmektedir.



Doç. Dr. Murat GEDİKOĞLU

Haziran 23, 2021
| Girişimsel Radyoloji