COVID-19  hastalığı kişiden kişiye solunum yolu damlacıkları ile geçen bir bulaş hastalığıdır. Bu hastalık tüm dünyada ölümlere neden olmayı sürdürmektedir. Hastalığın tedavisinin bulunması ile ilgili araştırmalar tüm hızı ile devam ediyorsa da henüz başarılı bir sonuç alınabilmiş değildir.



Hastalık solunum yolu sekresyonları ile bulaştığı için maske kullanımı ve hijyen koşulları tedavisi olmayan bu hastalıktan korunmaktaki en önemli yoldur. Solunum yollarından vücuda giren hastalık akciğerlere indiğinde zatürre oluşturmaktadır. Zatürre akciğerlerde ilerledikçe solunum yetersizliği oluşabilmektedir. Akciğer dışında karaciğer, böbrek, kalp ve diğer organlar hastalıktan etkilenebilmektedir.  Hastalarda nefes darlığı, öksürük, baş ağrısı, ateş yüksekliği, mide bulantısı, boğaz ağrısı , iştahsızlık, halsizlik sık görülen semptomlardır. Hastalığın yaygınlığına ve etkilenen organlara göre hastalara destek tedavisi verilmektedir. Tüm çabalara rağmen kurtarılamayan hastalar olması korunmanın önemini bir kez daha vurgulamaktadır. Temas ve hijyen önlemlerinin yanı sıra tüm dünyada olağanüstü hızla aşılar geliştirilmeye başlamıştır. Aşılar etkinliklerini yapılan çalışmalarla kanıtlamış ve ulaşabilen ülkelerce mümkün olduğunca yaygın olarak kullanılmaya başlamıştır. Tüm çabalara rağmen insanların bu hastalıktan ölüyor olması ve aşılanan kişilerde hastalığın daha hafif seyretmesi;  ölümlerin azalması bir umut ışığı olmuştur. mRNA aşıları, ölü virüs aşıları ülkemizde de ulaşılabilir ve uygulanabilir haldedir. Aşılama dozları ve süreleri sağlık bakanlığınca gelişmelere göre değerlendirilmekte ve ilam edilmektedir.



Pandemi döneminde de öncesinde de aşılama önemini bir kez daha göstermiştir. Grip (influenza) ve zatürre  aşıları solunum yolu enfeksiyonu için riskli olan hastalarda pandemi öncesinde biz göğüs hastalıkları hekimlerince uygulanan aşılardandı. Risk grubu kronik solunum yolu hastalığı (astım,KOAH, bronşektazi) kronik kalp hastalığı, diabet ve bağışıklık sistemi hastalıkları olarak sayılabilir. Yine kemoterapi ve bağışıklık baskılayıcı ilaç kullanan hastalar grip ve zatürre aşıları uygulanan hastalarımızdandır. Grip aşısı her yıl ekim-şubat ayları arasında uygulanabilen aşılardır. Her yıl bir önceki yılın verileri ile hazırlanır ve o yıla özgü üretilir. İnfluenza virüs enfeksiyonlarının daha hafif seyretmesini sağlamaktadır. Zatürre aşıları ise konjuge aşılar ve polisakkarit aşılar olmak üzere iki çeşittir. Konjuge aşı bir kez yapılmaktadır. Polisakkarit aşı ise beş yıl ara ile yapılabilmektedir. Konjuge aşı yapılan bir kişide bağışıklığı arttırmak için bir yıl sonra polisakkarit aşı uygulanabilir. Daha öncesinde hangi aşıyı olduğu bilinmeyen bir kişide ise aşı takvimi sıfırdan başlanılarak uygulanabilir. Halk arasında yanlış bilinenlerden biri tüm aşıların aynı olmasıdır. Yapılan aşının tipine göre aşılama takvimi hekimce belirlenmeli ve uygulanmalıdır. Uzun süre karantinada kalmak bağışıklık yanıtımızı etkilemiştir. Geçen sene izole yaşamlarımız nedeniyle yaşanmayan enfeksiyonların bu sene hızla önümüze gelmesi kaçınılmazdır.



Yaşamlarımız normalleşmeye başladıkça ister istemez temaslarımız ve risklerimiz artmaktadır. Gerek COVID-19 gerek diğer viral ve bakteriyel enfeksiyonların hafif geçirilmesini sağlayan aşıların ; aşı takvimi ve risk grubuna göre uygulanması toplumumuzu bu hastalıkların neden olduğu ölümlerden koruyacaktır.



Uzm. Dr. Şirin YURTLU TEMEL

Aralık 7, 2021
| Göğüs HastalıklarıSağlık Rehberi